15 Kasım 2017 Çarşamba

Omuzlarında Dudaklarımın Yükü



yara ala ala nasır tutmuş tenime
kim dokunsa kâr etmez artık
yâr olsa
şifa olamaz
üç kere vursan beni
dördüncüye meylederim
ben deliyim
bin kere sarsan beni
nafile
bir kere öp geçsin
ne günahkar geceler bıraktım ardımda
tanrı bilir
sussam
o geceler dile gelir
ne şiirleri yarım bıraktım
okusan
ölebilirdim

şimdi mola vereyim hayatıma
biraz deniz göreyim
biraz yüzüne dokunsun ellerim
biraz sevişelim
cümbür cemaat
koşar adım gelen şarkıları kucaklayıp
o eski radyonun pimini çekelim
zaten her gece ölmüyor musun
bu kez beraber deneyelim
sarmaş dolaş kederlerini de ver bana
bir kadeh kaldır
seviştiğin adamları at kanından
öyle bir gece bağışla ki bana
tüm yollar kapına çıksın
öyle bir kadınsın ki
ruhum çıksın
sen benimle kal

11 Kasım 2017 Cumartesi

Bilet



Günaydın
Sensiz açtım gözümü
Şehir kütüphanesinin sabahı gibi değil
O duraktaki yıkık bize selam verdim
Gece zor geçmiş gibi
Ya da uyku harammış
Göz altlarım perişan
Avuçlarım buz
Dizlerim çürümüş peşinde sürüklenmekten
Fark edememişim
Neymişim
Ne kadar kalmışım
Safmışım
Pişmanlık değil de
Hata yapmışım
Güneş tepede
Mezuniyetine benzer bir gün gibi
Ama ben buralardayım biraz daha
Sen hayatın tırnak izlerisin
Takım elbisemin cebindeki ruj gibi
Siyah beyaz fotoğrafıma gökkuşağı gibisin
O altı telli çalgının elime yakıştığı kadar yakışıyordun bana
Gülüşlerimin tapusunu aldığın o gün gibi
Uzun ve sonsuz
Yalnız ve yürünmez bir yol
Sonunu arayan bir son
Dudaklarının kirinde boğulan bir şarkı gibiyim
Sana değerdi
İyi akşamlar
Çünkü seninle istiklaldeyiz
Hem de cezayir sokağında
Kazı çalışması bitmiş çoktan
İşçiler evlerine gitmiş
İstanbul uyumaz sevgilim
Gözlerini üzerimize dikmiş
Belki o çok güzel gözlerinin anısını alıp karşıma itiraf etmeliydim
Yıkık dökük bir bina gibi
Son çivisi de çıkmış dünya
Hiç ısıtmayan güneş
Duymadığın o ses
Dokunmadığın o ten
Ve ben
Bir fotoğraf karesinde
Yüzünü yeniden güldüren
Balkanlar gibiyim yüreğinde şimdi
Gitsen ne bulacağın belli
Gitmesen içindeki ukte
Oysa bir bilete bakıyor işim
Ansızın avuçlarına bırakılan bir bilete.


8 Kasım 2017 Çarşamba

İstanbul Seyretsin Bizi

Bir alacalı resmin, sol köşesinde kalmış hatıralardan daha acı ne olabilir?
Düşündüm de
Seninle bir akşamüstü çay içebiliriz.

İstanbul seyretsin bizi saatlerce.
Gökyüzü baksın gözlerine benim gibi
Ki öğrensin
Bahar nasıl gelirmiş bir kere güneşi sevince.


4 Kasım 2017 Cumartesi

Açık Yarama Yara Bandıydın., Olsun



Topuklu ayakkabının sesleri kulağımda
O çok sevdiğin eteği giymişsin
Çok sevdiğin havalardan bir gündeyiz yine
Kitap kokuyor evimiz

Nem tutmuş dudaklarımı hasretliğe terk etmişsin
Daha sıcacık yatak
Daha yeni gitmişsin

Birkaç cümle ile kalakalmışız meğer
Saatlerce baktığım gözlerinden atlardım zaten
Düşeceğimi bilseydim 


Üstümü de örtmemişsin giderken
Kızmadım
Kırgın olamam sana ben
Yalnızca biraz içerledim gidişini
Hem öpmemişsin de

Denk gelmiyor değilim yüz hatlarını taşıyan kadınlara
Her kadında bir parça varsın
Bunun adı pişmanlık olamaz
Pişmanlık da az önce beni yalnız bıraktı

Yastığımdan tut perdesiz pencereme kadar
Yahut bu her gün filizlenen  yalnızlığa
Hatta kimi zaman dörde beş
Öğlene geç
Geceye nem kala
Acıyorum
Ve kanıyorum
Ben ki
O tuz bastığın yara

Evvela Ayağa Kalkayım, Sonra Severim



Saçlarımı kestim
Sonra uzaktan uzaktan bana bakan gözlerinin arkasına gizlenen o kadına sarıldım geceleri
Öptüm
Söndüm kendi çeperimde
Sana yanan kalbimi gömdüm
Bana hiç dokunmayan seni özlüyorum
Tenimin en temiz zamanlarını
Öpmediğin göğüs kafesimin dar bir kafese dönüştüğü gecelerden birindeyim yine
Seninle nefes nefese yaşama tutunabilirdik
Biliyorum
Yapabilirdik
Sana şiir okuduğum geceleri kör makaslarla kestin
Sırtını döndün ben yüzüne doyamamışken
Gel desen
El olmazdın
El olmazdık
Her gün sulardım o çiçeği yemin ederim
Gitmeseydin
Solmazdık
Şimdi o çiçek de ben de toprağa karıştık
Dudaklarına değmese de gözlerine değecek satırlar bırakıyorum sana
Biliyorum
Okursun
Sessizce okursun
Herkesten gizlersin
Kimse bilmesin
Çünkü sen giden olmayı seçtin
Giden
Terk ettiği yeri özlememeli
Kalan
Kabullenmeli
Bir başka tene değip
Bir başka ağlamalı o körpe omuzlarda
Bir başka kokmalı artık
Bir başkası gibi sevmeli

1 Kasım 2017 Çarşamba

Bu Gece



Kan kırmızısı dudaklarına boyanmak istiyorum 
Şarap kokan tenine soyunmak 
Bu gece sana dokunacağım 
Bu gece Tanrı girmesin aramıza 

Ellerinde doğmak istiyorum 
Yüzümü göğsünde boğmak 
Bu gece son bulmak istiyorum 
Bu gece hudutlarında 

Yaralarını öpmek istiyorum 
Gözlerinde sönmek
Bu gece teninde yanayım 
Bu gece Tanrı’nın cennet dediği yerdeyim 

Bu gece senden yanayım.



31 Ekim 2017 Salı

Eksilmiş

Sana şiirler yazdım,okuyamadım.
Dinlenme tesislerindeydim o gece yüreğimin.
Gittin.
O gün bugündür yorgunluğum baki.

Çamaşır atıyorum makineye
Yokluğunun kirli elleri temizlenmiyor
Dokunduğum elbiselerin nasıl ?
Peki ya o adam?
Teninde hakkıyla hüküm sürüyor mu ?

Telefonun ucunda sesin yok.
Artık gökyüzü de karanlık.
Gündüz yok.
Güneş yok.

Şarkılar bana küs.
Seni anlatıyorlar.
İnadıma inadıma

Uçurum gibi yüz hatlarını
Göğüslerinin doğal oluşumlarını
Saçlarının yarattığı tayfunun yankısı dudaklarını
Ayak parmaklarının çeperlerini
Avuçlarının kraterlerini ve yıldız gözlerini de aldın yanına
Adım yalnız değil mağlup
Kayıpların en büyüğü
Hoşçakal


24 Ekim 2017 Salı

Nasıl?

Bir bardak çay ile sohbet ettim saatlerce.
Bu ne kadar acıydı biliyor musun?
Önce soğudu sonra tat vermedi.
Koşarak uzaklaştı benden.
Tıpkı o kadın gibi.
Sustu kadın.
Canımı yakmayacaktı.
Uzak kalmalıydı benden.
Öyle söyledi.
Aslında benim söyleyemediklerimi yüzüme bağıracak kadar cesur bu kadına
Teşekkür ediyorum.
Ama bitmedi.
Nasıl olacak bu kadın?
Ben bu seçimle nasıl var olacağım?



19 Ekim 2017 Perşembe

O Adam

Sonra açtığım şarkının her kelimesini kazıdım zihnime. Üzerime gelen duvarlar hayli tanıdık bir yerlerden. Ben Jack London'ı duyamıyorum artık. Kulağıma şiir fısıldamıyor kafamın içindeki adam ve ben artık yatağımı ısıtamıyorum. Kendime okuyorum yazdığım şiirleri. Ulu orta dokunamıyorum o kadına.  Belki sesimle biraz. Ama o kadar. Gökyüzüne de az bakıyorum bu aralar ve göremiyorum da hiçbir şey eskisine nispeten.

Babacığım, sana yazdığım o şiirin her satırı için dikil karşıma. Belki de ben o insanların dediği gibi bir adamdım ve belki de evlat olamadığımdan seni baba olarak sevemedim. Bu sıralar senin yerleşemediğin dünyamda sıkışıp kaldım. İnsan kendine kızar mı ? Sen söyle bana, herkes uyurken o sevdiğin radyo açık, sigara tüketirdin saatlerce. Bulabildin mi bir çözüm öyle gecelerde? Bak sen olmak istemezken seni görüyorum artık aynada. Başardın be adam. Sessizliğin de pişmanlığın da bulaştı bana. İnsanların nefret ettiği o yüzün oldum ben. Gülünce içi ısıtan ve bayram yerine çeviren ama sinirlenince koca bir çocukluğu yakan o yüz oldum. Sanırım beni böyle daha çok sevdin. Geçen gün öptün bile beni. Nereye koysam seni be adam? Var mıydın bilemiyorum. Neden yoktun diye de soramıyorum sana.
Bir kadın tanıdım baba. Sigaranı yak da öyle gel bu sefer. Güzel dinle beni her zamanki gibi. Ne diyordum? Bir kadın tanıdım baba. Dur hemen endişe kaplamasın yüzünü. Ben bir kadını işliyorum içime. Zaten içim savaş yeri. Onu en güvenli yere götürdüm baba. İyi etmiş miyim? Yoksa kalıp benimle savaşmasını mı izlemeliyim? Sen gibi mi olacağım baba? Hangisini seçerdin sen olsan?  Bunda yanlış ne var ki baba? Bir kadın tanıdım. Sevmedim değil. İşliyorum onu içime. Hem her şey zaten çok zor ve o hep yanımdaydı. Sen yokken de o vardı baba. Yok hayır sana kızmıyorum. Kızmak haddim değil. Babasız kalan çocukları alıyorum koynuma geceleri. Onlar göğsümde uyurken seni yok sayamam. Onlara baba oluyorum geceleri. Kokumu biliyorlar. Huzurlu uyuduklarını hissediyorum. Sahi en son ne zaman uyudum kucağında ben? Dur zorlama kendini ben hatırlıyorum. Ev halkı olarak 'merdivenin başı' dediğimiz ve senin şu sıralar yeni pencere kenarı olarak belirlediğin yerde yıllar yıllar önce. Bana top oynadığın zamanları anlatmıştın. Hiç unutmayacağım be adam. Seni kendime en yakın hissettiğim andı belki de. Çamurlu dizlerini anlattın. Evden kaçtığını. Kavgalar ettiğini. Biliyor musun baba senin oğlun seni hiç bulamadı arkasını döndüğünde. Tıpkı senin gibi. Sen de bulamamıştın babanı değil mi? Hani biz farklı olacaktık adam ? Hani sen o olmayacaktın? Ben ne diyorum biliyor musun ? Ben diyorum o olmayacağım. Ben babam olmayacağım.
En çok da seninle doya doya sarılamadığımıza ve seninle İstanbul'u alt üst edemediğimize yanıyorum. Ben senin başımı okşayıp sırtımı sıvazlamamana yanıyorum. Çok geçmedi üzerinden. Bu yaz öyle var oldun ki. "Kimse seni anlamaz. Odaya kapanarak,kendinle savaşarak çözemezsin sorunu. Çık dışarı ve dağıt şu kafanı." dedin. Seni dinledim. Yemin ederim bin kere söylesen bin kere dediğini yapardım. O günden bu yana çok şey değişti adam. Ben yazayım, sen okuma adam. Ben korkuyorum çünkü arkamı döndüğümde bulamadığım adamı karşımda bulmaktan.



Ha bir de çekilmediğimiz fotoğraflar var. İlk fırsatta sözüm olsun.

17 Ekim 2017 Salı

Sen Kokmayan Şehirler

"Üzülme ve takılma çok." dedim kendime.
Sonra o müthiş şarkı çalarken kulağımda, burada buldum kendimi. 

Daha az önce araladın kapımızı. 
İçeriden o müthiş yemek kokuları. Bedenimi yorgunluğun binbir türlüsünden ayıran şefkatli  kolların.
Sıralanmış cümleleri dizdim dudaklarıma.
Sonunda sadece "Özledim." diyebildim. Özledim.
Hiç şiir yazamadım. Güzel bir çift söz ise sadece sana nasipti.
Işıkları sönünce bu şehrin, biz bize kalırdık. Sabahı göremedik hiç. Yahut bazı geceler hiç ısınamadık. 
Sonra başka kollarda buldum kendimi. Bir an bile düşünmeden ve gecelerce uyumadan.
Ah kendine bile sırt dönmüş bu adama, sen hep merhametliydin.
Farkın yoktu anamdan.

Sıcacık birkaç bardak çaya hasretim senin avuçlarında. 
Ölüyorum sevgilim ve hiçbir şiir şifa olmuyor artık bana.

Sesince  dinlediğim en güzel şiirdi vedan. 
Sessizdi.
Ansız.
Tenimden soyutlanışın
Soyunduğun geceler gibi karanlıktı, karanlık.

En son yazdığın satırlarda dirilip tekrardan öldüğümü gördüm.
Güzel severdin vesselam ve güzel öldürürdün.
Sahi ne güzel öldüm kollarında
Sabahına kalmadan.

Şehri boğan boynunun kokusunu da öldürdüm.
Artık sen kokmayan şehirlere dokunacak ellerim.
Sen kokmayan şiirler yazacağım becerebilirsem.
Ve becerebilirsem biraz da unutacağım seni bu gece.








15 Ekim 2017 Pazar

İstanbul

Sularına gömdüm düşlerimi
Sen
Koca şehir
Bir hiçsin boğazın olmasa
Senden alacağım hıncımı
Sen sebebisin ölü sevdaların
Nedenisin kahırlı anıların
Bırak gökyüzü dolsun denizine
Dolsun ki boş kalsın her yanın

Gemiler geçiyor
Yanaşmadan limana
Hani şu beklenen gemi muhabbeti gibisin İstanbul
Aldanıyorum havana suyuna

Boğazında kalayım bu gece
O kadını ver bana
Sonra sus
Gökyüzünden yıldızlar düşsün ben onun dudaklarına düştükçe
Her dalgan gökyüzüne vursun
Ben ona dokundukça

Şarap kokan adamları al koynuna
Nasıl bir şehirsin İstanbul
Her şaire yaptığın gibi
Ölüyorum da
Ağlamıyorsun bana

14 Ekim 2017 Cumartesi

Sana Geldim

Açılan kapı ardında yüzünü gördüm. Davetkâr bakışlarını sürdün sîneme. Buyur eden ellerini sıktım. Sıcacıktı. Yumuşacıktı, annemin göğsü gibi. Zaman yağarken üzerimize, sükûnet hakim. Özenle hazırladığın yemeği afiyetle indirdiğimiz midelerimizin keyfi yerinde. Sen her dakika beni yeniden var eden o gülüşünle boyuyorsun yüzümü. Bense cüretkâr yüzümü sergiliyorum sana.



Sana geldim kadın
Hep vardım
Zaten beceremeyeceğim ortadaydı şu berbat saklambacı
Şimdi anason kokan dudaklarında doğacağım
Sonra urgan urgan saç tellerine asacağım kendimi
Ben değildim belki o sevdiğin adam
Bunu da kabul edebilirim
Belki
Ve belki
Bu şiirin sana dokunmasını bile istemeyeceksin
Peki bu şairin?

Kadın
Bırak teninde öleyim
Bir adım atsam düşeceğim sana zaten
Korkuyorum
Çünkü sen
Uçurumdan da betersin



Tenin mahşer yeri
Yak
Küllerim saçlarına değsin




13 Ekim 2017 Cuma

Ah Kadın

Hayra yoruyorum bazen
Ah kadın
Senin dilinden çıkanları
Şarkılar dedim ya en son
Şarkılar  senin koynuna itiyor beni
Bense bir adım atıyorum geriye
Sen uçurumdan da betersin

7 Ekim 2017 Cumartesi

Flu

Bir kadın sesinde adım
Sesler net değil
Bana gülüyor bir kadın
Yüzler net değil
Bana dokunuyor elleri
Tenim nasır
Soyutlanmış kendinden bile
Çok yazık
Bestelediğim şiirleri dinliyorum ondan
O
Tüm şiirlerimi yargısız astı

5 Ekim 2017 Perşembe

Kolay Olmadı

Hiç duyamayacağın şiirlerde geçiyor bahsin
İç geçirip dudaklarımı mühürlüyorum
Sonra birden buz kesiyor ellerim
Dudağımın kenarında birikiyorsun

Suratıma çarpıyor yastığım
Hırpalıyor beni
Seni göz ardı etmek değil de
Senden silinmek kolay değilmiş


Hakkımda